Murat Padak Hocanın Kişisel Web Sayfasına Hoşgeldiniz! 19 Ekim 2020

İçimden geçenleri yazıyorum…

İçimden geçenleri yazıyorum…

Ülkemizde İslam dininin temel dinamiklerine her ortamda söz atan zararlı düşünceleri neden İlahiyatta profesör olmuş, doktora yapmış kimseler eleştirmiyor? Neden onlara reddiye yazmıyor? Neden ortamı bazen vasıfsız hocalara, ünvansız hocalara ya da sesi kısık hocalara bırakıyorlar.

Kabir azabından koruyan kefen satılan bir ülkede en az yüzlerce İlahiyat profesörünün karşı çıkması gerekiyordu.

Seferi namazının olmadığını söyleyen kişiye onlarca İlahiyat profesörünün karşı çıkması gerekiyordu.

Her hutbesinde sahabeye, hadis ulemasına söven adama tüm İlahiyat profesörlerinin karşı çıkması gerekiyordu.

Namazın sadece dua olduğunu söyleyen kişiye İlahiyat camiasının ses çıkarması gerekiyordu.

Haccın her ayda yapılması gerektiğini söyleyen adama aklı başında onlarca cevap verilmesi gerekiyordu.

Allah ete kemiğe bürünmüş falan diye görünmüş diyene İlahiyat hocaları tarafından cevaplar verilmesi gerekiyordu.

Peki İlahiyat camiası neden sessiz?
Bitirmeleri gereken tezler, makaleler ve kitaplar yüzünden mi?

Kendisini bu gibi şeylere cevap verse ağırlığını kaybetmekten mi korkuyor?

Bunlara cevap vermeye değmez diye vaktini mi zayi etmek istemiyor?

Aman bana dokunmayan bin yaşasın mantığı mı var?

Unutmayalım ki, Kuran bir çok yerde münafıkların şüphelerine cevap veriyor.

Sebep her ne ise ülkemizde yanlış dini düşünceler gittikçe yaygınlaşıyor.

Şayet bir kaç profesör hoca reddiye yazsa, meydan ilmi seviyesi zayıf olanların reddiyeleri ile dolmazdı. Kefen satan kişi de bir daha cesaret etmezdi. Diğerleri de rezil olmamak için konuşmalarına dikkat ederlerdi.

Murat Padak

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz